Eski Türklerde Adalet

Eski Türklerin İslamiyet’i seçmesinin en büyük sebebi eski dinleri Tengriciliğin İslamiyet’le olan benzerliğidir. Şimdi burada eski türklerdeki adalet üzerinde durmak istiyorum. Öncelikle sizlere bu konuda yapılan bilimsel bir çalışmadan alıntı yapacağım. Sonra kendi yorumlarımı ekleyeceğim. Yararlanacağım kaynak Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu Türk Milli Kültürü: “Devletin yalnız hükümdar ve ailesinden ibaret sayıldığı topluluklarda siyasi hürriyet ve çalışma serbestliği yok gibidir. Devlet idaresi ve ülke anlayışında idareci ile halk arasında ortaklık bulunan siyasi teşekküllerde ise, durum başkadır. Eski Türk topluluğunda da insanın ferdi hukukla donatılmış ve iktisaden hür bir hayat düzeninde olduğu anlaşılmaktadır. Bunun Tarihi vesikalarla ortaya konması mümkündür. Önce, ailede hususi mülkiyet mevcut idi. Bozkır Türk devletinde taşınır mallarda olduğu gibi tarım arazisi üzerinde de özel mülkiyet cari idi. Hususi mülkiyet kişi haklarının ve hürriyetinin teminatıdır. İnsan şahsi mülke sahip olup, onu istediği gibi kullandığı veya değerlendirdiği sürece hürdür. 10. Asır Bulgarlarında fertler kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden hükümdara bile bir şey vermeyebiliyorlardı. Hazar hakanı ve idarecileri teb’anın mülküne el uzatamazlardı. Oğuzlarda “bey”ler, hanın bazı aşırı davranışları karşısında seslerini yükseltirlerdi. Avrupa Hunları’nda Attila’nın başkentinde bir Bizanslı, Bizans’ta insanın baskı altında tutulmasına ve kanunların yürümemesine karşılık kendisinin Hun memleketinde hür olduğu ve korkusuz yaşadığını söylemişti. Çin’deki köleler, hürriyet ülkesi olan Asya Hun topraklarına kaçıyorlardı.” Evet, bu kadar alıntı yeter diye düşünüyorum. Öncelikle İslamiyet’te adalet esastır. Gerçek Müslüman Türk devletleri hep adaletli olmuştur. Fatih Sultan Mehmet bir mimarın kolunu kestirmiş ve mimarda onu mahkemeye vermiştir. Kadı, Fatih’in kolunun kesilmesine hüküm vermiştir ve Fatih bu hükme karşı çıkmamıştır. Lakin bu adalet sonucu mimar sadece tazminat parasına razı olmuş ve bu sayede Fatih’in kolu kesilmemiştir. Rasulullah’tan sonraki dört halife seçim sistemiyle başa geçmiştir. Evet, bugünkü gibi herkesin oy kullandığı bir sistem değildir. Lakin sonuçta halkın temsilcisi denecek sahabeler aralarında istişare yapmıştır. Bu özgürlük ve adalet değil de ne? Bu arada bunu saltanata karşı çıkmak amaçlı demedim. Özgürlük ve adalet üzerine örnekler vermeye çalışıyorum. Hadiste ne buyurur Rasulullah: “Zımmiyi öldüren cennetin kokusunu dahi alamaz.(Buhari, Ebu Davud, Nesai, ibni Mace)” Zımmi derken devlet içerisindeki gayrimüslimlerden bahsediyor. Mesela Osmanlı’da zımmilerden vergi alınırdı. Neden? Çünkü şeriatın kurallarından biriydi. Lakin bu alınan vergiye karşılık Osmanlı’da gayrimüslimler gayet mutlu, huzurlu bir şekilde yaşamıştır. Hep kullandığım bir örnektir. Ankara savaşından sonra Osmanlı neredeyse dağılma sürecine girmişti. Lakin Rumlar, buna rağmen herhangi bir isyan hareketi çıkartmamıştı. Daha fazla uzatmayayım. Bence ne demek istediğim anlaşılmıştır. Rabbim bizleri dünyaya zulmü değil, adaleti yayan kullarından eylesin. Amin.


Yorumlar

Yorum bırakın