Eski Türklerin İslamiyet’i seçmesinin en büyük sebeplerinden birisi, Tengricilik dininin İslamiyet’e benzerlik göstermesidir. Mesela o çağlara bakacak olursak Semavi dinler haricinde tek tanrı inancı şeklinde bir din neredeyse yok gibidir. Şimdi sizlere bu konuda yapılmış bir bilimsel araştırmayı sunmak isterim. İbrahim Kafesoğlu’nun Türk Milli Kültürü isimli kitabından alıntı yapacağım. İsteyenler bakabilir: “Kitabelerin bir yerinde Tanrı ile yer eşit fonksiyon icra eder gibi görünmekle beraber, aslında Gök Tanrı’nın çok eski zamanlardan beri tek “ulu varlık”ı temsil ettiğine dair deliller vardır. M.Ö.’ki Asya Hunları devrinde (üstelik 6.-8. Asırlarda artık fonksiyonunu kaybetmiş olan-) Güneş, Ay, yıldız Tanrılarının kutsallarının) mevcudiyeti, Gök-Tanrı’nın, tıpkı semavi dinler (Musevilik, Hristiyanlık, İslamlık)’deki gibi, tek kudret olduğu keyfiyetini gölgelendirmez. Çünkü dinler tarihinde tesbit edilmiştir ki, hiçbir din, hiçbir devirde tek itikad ve amelden ibaret olmamış, “hiçbir Tanrı’ya tek başına itaat edilmemiş” ve Tanrı daima kutsal sayılan ikinci derecede, yan varlık inançları ile çevrilmiştir(semavi dinlerde Tanrı=Allah ile beraber meleklere, resullere, kitaplara, azizlere de iman edilir.) Türklerde de Gök Tanrı yanındaki: Hun devrinde Güneş, ay, yıldızlar ve Gök-Türkler çağında yer ve yer-sular böylece kutsallar durumundadır.7. asır Bizans tarihçisi Th. Simokattes, Gök-Türklerin, kutsal saydıkları ateşe, suya, toprağa tazim ettiklerini, fakat yalnız, yerin göğün yaratıcısı bildikleri Tanrı’ya taptıklarını belirtmiştir.” Evet, bu bilgilere de bakıldığında Eski Türklerde Tek Tanrıcılık olduğu görülmektedir. Ateşe, suya, ağaçlara, toprağa da hürmet göstermişlerdir. Lakin onları bir Tanrı olarak asla görmemişlerdir. Eski Türklerdeki bu Tek Tanrıcılık itikatı aslında bizlere geçmiş ümmetlere de kavim gönderildiğini ve mutlaka korkutulduklarını hatırlatmaktadır. Şimdi o ayetleri vereceğim ve yazıyı bitireceğim. Nahl Suresi, 36. Ayet: “Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tağuttan kaçının” diye bir elçi gönderdik…” İsra Suresi, 15. Ayet: “Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.” Yunus Suresi, 47. Ayet: “Her ümmetin bir peygamberi vardır…” Evet, bence konu anlaşılmıştır. Rabbim bizleri doğru yolundan ayırmasın. Amin.
Yorum bırakın