Osmanlı adaletiyle ön plana çıkmıştır. Üstelik bu adalet sadece Müslümanlara değil, gayrimüslimler içinde aynen uygulanmıştır. Şimdi bunun en iyi örneklerden birini Osman Gazi zamanında yaşanılan şu olayla göstermek isterim. Alıntı yapacağım kaynak Ahmet Şimşirgil Kayı 1, isteyen bakabilir. Alıntıya geçelim: “Eskişehir yöresinde Hamam mevkiinde kurulan bir pazarda Germiyanlı’nın birisi Bilecik Rumlarından bir kişiden bardak satın almış ancak parasını ödememişti. O kimse Osman Gazi’ye gelerek şikayette bulundu. Osman Gazi adamı çağırtıp Rum’un hakkını alıverdiği gibi şiddetli de azarladı. Ardından pazarlarda tellalar gezdirip kimsenin Müslim, gayrimüslim kimseye zulmedilmemesini, haksızlığa uğrayanların kendisine müracaat etmesini duyurdu. Yine Osman Gazi’nin kılıç hakkı ile fethettiği Karacahisar’da Pazar kurulmaya başlanmıştı. Germiyan vilayetinden bir kimse gelip Osman Gazi’nin huzuruna vardı ve “Bu pazarın bacını bana satın” dedi. Osman Gazi, “Bac da ne ki?” diye sorunca o şahıs: “Pazara yük getiren herkesten akçe almaya denir” dedi. Osman Gazi: “Bu pazara gelenlerden alacağın mı var ki, onlardan akçe isteyeceksin” deyince adam: “Bu eskiden beri adettir. Her yükten padişah için akçe alırlar” dedi. Osman Gazi hiddetlendi: “Bugüne kadar, böyle bir şeyin ille de alınması icap ettiğini ne bir din kitabında okumuş ne de bir alimin sohbetinde duymuştum. Bu Hak Teala’nın buyruğu mu, peygamber sözü mü, yoksa her ilin padişahı kendisi mi uydurmuştur?” Adam bu sözlere: “Evvelden beri hükümdar töresidir” diyerek cevap verince, Osman Gazi Allah’u Teala’nın ve Resulü’nün emri olmayan bir şey hususunda bu gayretkeşliğe iyiden hiddetlendi: “Yürü, artık buralarda görünme, yoksa sana fena zararım dokunur. Malını kendi eli, kendi alın teri ile kazanmış kimsenin bana ne borcu var ki, havadan akçe versin” deyip adamı kovdu. Yanındaki dostlarının onun bu sözlerini işitince: “Size bir şey vermeleri gerekmezse de pazarı bekleyenlerin emekleri zayi olmasın diye bir şey vermeseler iyi olur” demeleri üzerine Osman Gazi: “Madem ki böyle dersiniz bir yükü satan kimse iki akçe versin. Satmayan hiçbir şey vermesin. Ayrıca her kimse bir timar verirsem, sebepsiz yere kimse timari ondan almasın. O kişi ölünce oğluna versinler. Eğer çocuk küçük olursa, hizmetkarları çocuk sefere çıkacak yaşa gelinceye kadar sefere gitsinler. Eğer bu kanunu her kim bozarsa yahut benim neslime başka bir kanun öğretirse Allah’u Teala onu dünya ve ahirette zelil eylesin” dedi.” Evet, işte Osmanlı adalete bu derece önem veriyordu. Halkının hakkına girme korkusuyla Ayet ve hadiste geçmediği için bac denilen şeyi reddetmiştir. Lakin dikkatinizi çekmiştir. Bekleyenlerin hakkına girmemek için sonra kabul etmiş, lakin yüklerini satamayanlardan para alınmamasını emretmiştir. İşte Osmanlı böyle Osmanlı olmuştur ve bu yüzden hala özlemle beklenmektir. Rabbim Osmanlı’da ki bu güzel düzeni tekrardan biz torunlarına nasip eylesin. Amin.
Yorum bırakın