Her insanın bir karini yani bir şeytanı vardır. Aynı zamanda her insanın mutlaka bir günaha karşı zaafı vardır. Kimisi yalan söyler, kimisi zina yapar, kimisi alkole karşı zaaflıdır, kimisi çok kıskançtır, kimisi kibirlidir, kimisinin paraya düşkünlüğü vardır vs. vs. işte karin bizlerin bu zaafımızı bilir ve özellikle onlar üzerinden yüklenir bize. Peki günahlara karşı ne yapmamız lazım? Nasıl önlem alabiliriz? Öncelikle şu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bu dünya ahiretin tarlasıdır. Yani bir imtihandayız. Bir evliya ne buyurmuş: “İmanı kuvvetli olanın imtihanı ağır olur.” Bu yüzden hiç kimse şunu dememelidir: “Şu adam şöyle günahlar işliyor. Hiçbir şey olmuyor. Şu adamın neredeyse hiçbir sıkıntısı yok. Ben ise ne çileler çekiyorum.” Herkes dünyada seviyesine göre muamele görür. Ahirette de seviyesine göre mükafat alır. Bir örnek vereyim. Mesela makamı düşük olan bir Müslüman küfretse ki, etmemesi lazım ama diyelim küfretti. Gayet normal bir şekilde yaşamaya devam edebilir ama ahirette kurtulup kurtulmayacağı belli değil tabi. Makamım düşük diye sürekli günah işleyecek halimiz yok. Devam edelim. Bir büyük evliya diyelim küfretti. Sizce başına ne gelir? Size şu kadar söyleyeyim. Küfürlü konuşmaktan çok daha masum denecek hatalar yaptı diye tam 40 yıl boyunca kasvetli yaşam süren veliler var. Tam kırk yıl boyunca yaptığı hatadan dolayı sıkıntı çekiyor yani. Daha fazla uzatmak istemiyorum. Bunu belirttikten sonra günahlardan kurtulmanın en iyi yolunu açıklayayım. En iyi yol kimi sevdiğimizdir. Çünkü Allah’ın en sevdiği amellerden birisi Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir. Öyle değil mi? Ahlakımızın bozulmasındaki en büyük sebep nedir? Avrupa’yı gözümüzde büyütmemizdir. Şimdi lütfen bir düşünün. Dışarıda Allah dostlarından bahsetseniz, size ne gözle bakarlar? Onun yerine herhangi bir Avrupalı insanın yaptığı iyiliklerden bahsetseniz, size ne gözle bakarlar? Evet, lütfen siz kendi kendinize cevaplayın bu soruları. İşte Siyonistlerin en büyük oyunlarından biri nedir biliyor musunuz? Önce sermayeyi ele geçirdiler. Gücü ele geçirdikleri gibi de Avrupa’da dinsizliği yaymaya başladılar. Avrupa’yı istedikleri kıvama getirdikten sonra da dünyaya bir rol model gibi gösterdiler. Avrupa şöyle iyi, Avrupa medeni, Avrupa modern vs. gibi sözlerle, birde teknolojiyi kullandılar. Evet, bakın bu çok önemlidir. Teknoloji üzerinden gerçekten çok yol aldılar. Peki sonuç olarak ne oldu? Afrika açlıktan kırılıyor. İslam devletleri devamlı zulüm altında. Dünya da belli bir kesim var. Paranın çoğu onların elinde. Yani lafı uzatmadan şunu demek isterim. Avrupa’yı gözünde büyütmek dünyayı çok iyi bir hale mi soktu? İnsanlara Osmanlı desen “aaa gerici” derler. Tasavvuf, tarikat desen yine gerici derler. Siyonistlerin birde en büyük oyunlarından biri Osmanlı’yı zalim göstermeye çalışmalarıdır. Çünkü Osmanlı gözde büyütülürse ne olur? Allah (c.c), Hz. Muhammed (s.a.v), Sahabeler (r.a), Tabiinler (r.a), Allah dostları (k.s) gözde büyütülür. Bir kere size şunu soruyorum. Madem Osmanlı zalim, neden herkes Türkçe konuşmuyor? Sonra madem Osmanlı zalim, Anadolu da Türk birliği nasıl kuruldu? Madem Osmanlı zalim, Osmanlı Timur’a yenildiğinde neden Osmanlı da, özellikle Bizans taraflarında yaşayan Rumlar isyan etmedi? Madem Osmanlı zalim, neden hala bazı papazlar Fatih Sultan Mehmed’in onlar için yayınladığı fermanları seve seve saklayıp muhafaza ediyorlar. Af edersiniz de Anadolu’daki Türkler veya bu papazlar geri zekalı mı? Sizce zalim bir devlet bunları başarabilir mi? Gücü kaybettiği anda birliği hemen bozarlar. Evet, fazla uzatmak istemiyorum. Rabbim bizleri kafirleri gözünde büyütüp onlara meyledenlerden değil, Allah ve dostlarını gözünde büyütüp onların ahlakıyla ahlaklanan kullarından eylesin. Amin.
Yorum bırakın